İçeriğe geç

Biz burada, hukuktaki yerleri itibarıyla bir kısım ahkâma esas teşkil etmeleri açısından değil, örfün mutlak mânâda, âdet ve teâmüllerin de dinin ruhuna muhalif düşmemeleri şartıyla kültür mirasımızın önemli birer kaynağı olduklarını vurgulamak istedik. Yoksa, sadedinde bulunduğumuz konulardan her birerleri, birer kitapçığa, hiç olmazsa uzunca bir makaleye mevzû teşkil edecek kadar geniştir. Bu da, hem bizim iktidarımızı, hem de bu yazının istiab haddini çok çok aşar.

Buraya kadar işaretleyip geçtiğimiz bütün yazılanlar, fevkalâde daraltılmış, hatta bir ölçüde bazen sadece mevzûun ismi ve tarifiyle yetinilerek, dar bir makale çerçevesinde, kültür mirasımızın kaynakları ve bu kaynakların iç yapılarının hatırlatılmasından ibarettir. Bu esnada, birbirinden ayrı gibi görünen kültür mirasımızın değişik kaynakları arasında ciddî bir organik birliğin var olduğunu da vurgulayarak, bize ait ayrı bir özelliği daha hatırlatmak istedik. Bütün bunları yaparken de fantezilere girmemeye fevkalâde özen göstererek ve değişik sunîliklere takılma gibi hususlardan uzak durarak, bütün dikkatlerimizi büyük ölçüde, konunun epistemolojik buudu üzerinde teksif edip, kültür ve düşünce mirasımızın farklı alanları arasındaki münasebetleri hatırlatmaya çalıştık. Anlatılan şeylerin hemen hepsinin hatırlatılması zaruretine binaen, mahrûtî bir bakışla her konuyu olabildiğince daraltıp, mevzûun teferruatını uzman firasetlerin yorumuna bırakarak ve şayet gelecekte bunları daha bir detaylandırmayı düşünüyorsak, onu da ömrün vefa etmesine bağlayıp, birer damla ile deryalara işareti şimdilik yeterli bulduk.

105