Evet Sünnet, ister teşrîdeki alanının genişliği, ister farklı yorumlara açık esnekliği sayesinde, Kur’ân tefsirinden fıkha, itikadî meselelerden ahlâka, zühd ü takvâdan ihlâsa açılan çerçevede, öyle feyyaz bir kaynak olagelmiştir ki, başka bir din, başka bir millette bu ölçüde bereketli bir kültür hazinesinden bahsetmek mümkün değildir. Ancak biz, şimdilik bu önemli konuyu da, o alanlarla alâkalı yazılmış ve yazılacak kitaplara havale edip, diğer bir hususa geçmek istiyoruz.
3. İcmâ
İttifak, kast, azim ve mutabakat mânâlarına da gelen icmâ; aynı asırdaki İslâm müctehidlerinin dinî bir meselede ittifak etmeleri demektir ki, bu ümmete mahsus bir mazhariyettir. İcmâ, herkesin ve hele sıradan insanların işi değil; o, herhangi bir konuyu aslî deliller itibarı ile tespit edip değerlendirebilecek güçteki uzmanların, o mevzû ile alâkalı mutabakatlarıdır. Avamın herhangi bir mesele hakkında anlaşmaya varması icmâ sayılamayacağı gibi, şer’î delillere muhalif herhangi bir meselede de icmâ söz konusu değildir. Evet, Şâriin vaz’ettiği nasslarla, bilinmesi zarûrî olan mevzûlarda icmâ hükümsüz olduğu gibi, varlığın hudûsu (sonradan yaratılma) türünden konularda da o, geçersizdir. Keza, Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlik hakikatinin sübutu gibi hususlar da, icmâın cereyan sahasının dışında kalırlar. Ayrıca, anlaşılması Şâriin tasrihine bağlı bulunan, âhirete ait ahvâl, kıyamet alâmetleri, ötedeki nimet ve azap çeşitleri.. gibi mevzûlarda da icmâ söz konusu olamaz.
“Ümmetim, dalâlet üzerinde ittifak etmez.”1 şeklindeki Peygamber işareti ve 2يَدُ اللّٰهِ مَعَ الْجَمَاعَةِ gibi.. cemaatin hususî bir ilâhî teyide mazhariyetini ifade eden beyanlar, icmâın hücciyetini vurgulayan hususlardan sadece bir ikisi…
Dipnotlar
- 1 İbn Mâce, fiten 8; Abd İbn Humeyd, el-Müsned s.367.
- 2 Tirmizî, fiten 7; İbn Hibbân, es-Sahîh 10/438.