İçeriğe geç

Zeydiye’nin bu konuda farklı mütalaaları, Şia’nın değişik yorumları ve Zâhirîler’in onun geçerliliğini belli bir zaman dilimine inhisar ettirmeleri, bu önemli kültür kaynağının esasına dokunacak nitelikte güçlü muhalefetler sayılmazlar. Ne var ki, onların itirazları ve bu itirazlara karşı çoğunluğun verdiği cevaplar da hafife alınacak gibi değildir. Ancak bütün bunlar, bu yazının istiab haddini aşacak ölçüde birer kitaplık konulardır ve bugüne kadar da defaatle ele alınıp işlenmişlerdir. Biz burada icmâı, sadece kültür mirasımızın bir kaynağı olarak hatırlatmak istemiştik, o kadar…

4. Kıyas

Bir şeyi diğer bir şeyle ölçüp, ortak bir değer ve hükme bağlama mânâlarına gelen kıyas; ıstılahta, bir konu ve bir amel ile alâkalı hükmü, onun dengi, benzeri başka bir konuda da ortaya koymak demektir. Usûl-ü Fıkıh’ta (Fıkıh Metodolojisi) birinci meseleye “makîsun aleyh” veya “asl”, ikinci meseleye de “makîs” veya “fer’”, bu iki mesele arasındaki ortak noktaya, diğer bir ifade ile, “vech-i müşâbehet”e de “hükmün menâtı” denir ki, bu çerçevede tanımaya çalıştığımız kıyas, Kitap ve Sünnet’teki zaman ve mekân üstü potansiyel zenginliğin önemli bir açılım alanını teşkil eder. Evet kıyas, değişen zaman ve mekânlara bağlı muhtemel ihtiyaç boşluklarına karşı, Kitap ve Sünnet’in referansı çerçevesinde her zaman başvurulabilecek öyle zengin bir kaynaktır ki, onun söz konusu olduğu yerde kat’iyen çareler bitmez.. ve bu açılım kapısı, ehil olanlara her zaman ardına kadar açıktır.

97