İçeriğe geç

Bu konuda bir itirazın vuku bulabileceğini zannettiğim bir husus daha var ki, o da insanın bazı ahvâlde, tek bir hissine mağlup olarak, düşünmeden, muhakeme etmeden, kalbini ve vicdanını dinlemeden, sırf o hissin tesiriyle hüküm verebileceği durumlar da olabilir: Mesela, arzu ettiği birini elde edemediğinden dolayı intihar etmiş olan bir insan düşünün. Böyle birinin, hissin fetvasıyla hareket ettiği açıktır. Yoksa muhakeme ederek canına kıyma çok nadirdir. Bir insan, bir anda kendini kızdıran bir olaydan dolayı, Japonlara özgü bir âdette olduğu gibi, bıçağı karnına saplamış ve harakiri yapmış olabilir. Böyle biri hislerinin mağlubu olmuştur. Yoksa muhakemesini ve vicdanını dinleyen insan bunları yapmaz/yapamaz. Zira yokluk dendiği an vicdanda hemen bir inilti ve ızdırap duyulur. Hatta bu hususta şunu da ifade etmekte fayda var: Cenâb-ı Hak, ehl-i Cehennem’i bile öbür âlemde yeniden var edecek, onlar da yok edilmeyip hâk ile yeksân olmadıklarından dolayı ihtimal, Cenâb-ı Hakk’a karşı şükredeceklerdir.

Netice itibariyle denebilir ki, insan fıtratı yok olmaktansa cehennemî bir hayata dahi rıza gösterecektir.

115