Evet, yer değiştirip yüzen-gezen kimseler çok defa karanlıkta kalmışlardır. Şu noktayı hatırlatmakta da fayda var; Kur’ân’a ait elmas hakikatlerin fâni eşhâs ve gruplara istinat ettirilmesi, o hakâike karşı büyük bir zulüm ve hürmetsizlik demektir. Hak yolda olan mü’minler, Allah’a bağlanmalı ve mutlaka yürüdüğü yolda ısrar etmelidirler. Binaenaleyh, Allah’a bağlılık gibi muhakkak bir maslahat, insanlardan gelmesi muhtemel olan mevhum bir mazarrata kat’iyen feda edilmemelidir. Hem Allah kendi yolunda olanları her zaman teyit edegelmiştir, Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) de ruhaniyetiyle daima onların zahîri olmuştur. Fakat insan, yüzüp gezmeye başlayıp da o nurlu yolun nurundan ellerini çekerse –hafizanallah– ortada kalır. Daha sonra da bazı arızalarla kendini destekleyen insanların kolu kanadı kırılınca bütün bütün kimsesizliğe dûçâr olur. Hatta çok yer değiştirdiği için de artık bir laçka hâline gelir ve insanlar nazarında alay konusu olur.
Bu konuda hayatın değişik yönlerine ait pek çok misaller arz edilebilir. Mühim olan, meselenin aslını öğrenmektir. Ben, sorudan aklıma ve kalbime gelen şeyleri arz etmeye çalıştım. Her şeyin en doğrusunu bilen Allah’tır.
[1] Bediüzzaman, Sözler s.783 (Lemeât); Mektubat s. 533 (Hakikat Çekirdekleri).[2] Bkz.: Bakara sûresi, 2/43, 83, 110, 277; Nisâ sûresi, 4/77, Tevbe sûresi, 9/5, 11; Hac sûresi, 22/41, 78; Nûr sûresi, 24/56; Mücadele sûresi, 58/13; Müzzemmil sûresi, 73/20.[3] Muvatta, zekât 20.[4] es-Serahsî, el-Mebsût, 2/196.