Tekrar soruya dönecek olursak, bir mü’min, “İnsanlar, uykudadır. Öldükleri zaman uyanırlar.” hakikatini kendisine rehber edinerek, ölmeden evvel ölmeye, sırtındaki cismaniyete ait yükleri bir tarafa bırakmaya ve öbür âleme intikal ettiğinde gözünden Allah’ın perdeyi kaldırması ve orada iliklerine kadar zevk-i ruhanî ile coşabilmesi için şimdiden hazırlanmaya bakmalıdır. Evet, burada insan, ruhunu ne kadar inkişaf ettirirse, orada da hakikati o derecede görecektir. Aksine burada gaflet içinde yaşayan da orada ulûhiyet dairesine ait zevklerden çok fazla istifade edemeyecektir. Zira ulûhiyet dairesine ait zevkler, devamlı surette ruhu işlettirmeye, Allah’a vuslat aşkıyla yanıp tutuşmaya ve ölmeden evvel ölüm duygusuna dilbeste olmaya vâbestedir.
Her şeyin doğrusunu Allah (celle celâluhu) bilir.
[1] Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 7/52; Aliyyülkârî, el-Masnû’ s.199. [2] Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, 2/384. [3] Buhârî, salât 1, enbiyâ 5; Müslim, îmân 263.