Bunların hepsi, Efendimiz’in beyanı içinde Allah’ın istediği şeylerdir. Samimiyetimle ifade edeyim, bütün bunları söyledikten sonra da: “Bunların hepsi benim için, kendi adıma oldu. Acaba Rabbim benden hoşnut mu?” diye düşünüyor ve hemen arkasında: اللّٰهُمَّ اجْعَلْنَا مِنَ الْمُخْلَصِينَ “Allah’ım, beni ihlâslı ve ihlâsa erdirilmiş kullarından eyle.” diyorum. Böyle bir duada bunu demesem kendi kendime pişmanlık duyuyorum; hemen başımı yere koyup; “Aman yâ Rabbi, bu Sana ait, öbürleri hep bana ait, onları ben kendi nefsim için istedim, ama ben Senin için olmalıyım, mülk sahibi Sensin. Benim her şeyim Sana râci olmalı. Beni sadece Senin yolunda ve rızan için amel yapmaya muvaffak kıl ve ihlâsa erdirdiğin kullarından eyle.” diyorum.
Allah’ım! Sen bizi ihlâs-ı etemme mazhar olan kullarından eyle. Âmin!
[1] Bediüzzaman, Lem’alar s. 200 (Yirmi Birinci Lem’a); Emirdağ Lâhikası 1/12.[2] Bediüzzaman, Lem’alar s. 165 (On Yedinci Lem’a).[3] Mevlâna, Mesnevî 1/166-171.[4] Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s. 230 (On Yedinci Söz, İkinci Makam).[5] Bkz.: Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 1/214; es-Suyûtî, Şerhu Süneni İbn Mâce s.313.