İçeriğe geç

Bugün sadece duygu ve düşünce itibarıyla ta o zaman onun, çerçevesini belirlediği dairede olanlar değil, o dairenin dışında olanlar da, bu ışık kaynağından istifade etmektedirler. Meselâ, –makamları Cennet olsun– Türkiye’de Necip Fazıl ve Nureddin Topçu’yu, Mısır’da Hasan el-Benna, Pakistan’da Mevdudî’yi dış dünyadan istifade eden insanlar olarak görebiliriz. Demek ki, Üstad’ın engin düşünceleri ile insanlığa sunmuş olduğu mesaj, Türkiye’de “evvelen ve bizzat” dışarıda ise “sâniyen ve bi’l-araz” İslâmî dirilişte rol oynamıştır.

Meselenin bir başka yönü ise, bugün onun temsil ettiği düşüncelerin, dünyanın dört bir yanına götürülmesidir. Yani yukarıdaki tespit içinde onun İslâmî yorumları, hizmet metodları, bunlara sahip çıkan insanlar tarafından evvelen ve bizzat Türkiye’de, sâniyen ve bi’l-araz da dış dünyada temsil edilmektedir. Bütün bunları –Allah’ın inayet ve keremiyle– Kur’ân ve Hz. Sahibü’l-Kur’ân (sallallâhu aleyhi ve sellem) namına, onun temsil ve tebliğ ettiği gerçeklerle yeniden dirilişin ilk hamleleri olarak görebiliriz.

Şimdi tekrar başa dönecek olursak, bütün bu gelişmelere rağmen nasıl Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve O’nun âlemşümûl nübüvveti, çokları tarafından kabullenilemedi ise, Hz. Bediüzzaman için de aynı şeyler geçerli olabilir. İhtimal, bu gerçeği kendi döneminde gören ve geleceğin dünyası itibarıyla da o engin feraset ve basiretiyle sezen Üstad, “Beni anlayamadılar…” serzenişinde bulunmuştu.

161