İçeriğe geç

Şimdi ruhumuzun kâinatta cereyan edecek olan hâdiseleri önceden sezmesi, aslında bizim büyüklüğümüzü değil, Allah’ın rahmetinin enginliğini gösterir. Alâkadar olduğunuz kudsî dairenin hatırına size önceden sinyal veriyor Rabbim. Bunu öyle değerlendirmek lâzım ve sadakat sadakası ile bunu karşılayıp şükranlarımızı Rabbimiz’e arz etmek lâzım. Şahsen ben, benimle ilgili bu meseleleri bu şekilde yorumluyorum.

-Bu türlü sezişler hep sıkıntı, ızdırap şeklinde mi tecellî eder?

Hayır, bazen müspet olaylar da olabilir ve onların sezişi de inşirah şeklinde kendini gösterir. Meselâ bir çocuk gibi, önümüze gelen her şeyi parçalamak-dağıtmak isteyebiliriz. Fakat Allah (celle celâluhu) laubaliliği sevmediğinden dolayı, bu türlü durumlarda, hemen kendimize gelmeli, Rabbimiz’in üzerimizdeki nimetlerini hatırlayarak temkine, teyakkuza geçmeliyiz. Çünkü Allah’ın nimetlerini yâd edip tahdis-i nimet mülâhazasıyla iki büklüm olacağımız yerde, sanki bunlar bizden kaynaklanıyormuş gibi coşmak, şımarmak, ilk önce Rabbimiz’e karşı saygısızlıktır. Burada hemen yapılacak şey, Allah’a sığınmaktır. İstiğfar edip mâsiyetin önünü kesmek, tazarru ve niyazda bulunup meyelan-ı hayra güç ve kuvvet kazandırmaktır. Hâsılı biz, temkin, irade ve şuur insanıyız. Her hâlükârda bunları hayatımıza mâl etmeliyiz.

– İnsan bu hâliyle beşerî normların üstünde midir?

184