İçeriğe geç

Evet, başta peygamberler olmak üzere, Hakk’ın nice mükerrem ibâdı, gökte ve yerde kendileriyle alâkadar olan hâdiseler karşısında duyarlı olmuşlardır. Gün gelmiş -hâdisenin cinsine göre- hastalanmışlar, gün gelmiş hapishanelere atılmışlardır. Meselâ; 6-7 Eylül hâdiseleri olduğu sırada Barla’da hiçbir şeyden habersiz, sürgün hayatı yaşayan Bediüzzaman Hazretleri heyecan ve helecan içinde içeri girip dışarı çıkıyor. Hâlbuki o hâdiselerde tam anlamıyla bir fecaî ve fezaî yaşanmıştı. Merhum Fatin Rüşdü Zorlu yanlış hatırlamıyorsam Kemal Zeytinoğlu’na “Orada azıcık Rumlara karşı bir baskı yaparsanız, burada bizim pazarlık gücümüz artabilir.” der. Bizimkiler de vur deyince öldür anlar ve Rumların dükkânlarının vitrinlerini kırar, kumaşlar denize atılır, arabalar yakılır… vs. Bu hâdise kendi ayakları üzerine yeni yeni dikilmeye başlayan Türkiye’nin başına çok şeyler getirebilirdi. Meselâ, bir ABD ambargosu devreye girebilir, Yunanlılarla savaş olabilir, askeriye 60’larda yaptığı ihtilali o dönemde yapabilirdi. Ve Üstad bu hâdiseyi veya bunun sebebiyet verebileceği neticeleri vicdanında sezdiğinden dolayı heyecandan çatlayacak hâle geliyor.

Sizin “Estağfirullah” diyeceğinizi biliyorum ama gene de söyleyeceğim; ben insan yerine konamam ama 71 ihtilali öncesi bu türlü şeyleri ben de vicdanımda sezdim. O dönemde gençliğimin verdiği bir güç ile şok hâdiseleri bastırabilecek iradî bir gücüm olmasına rağmen, deliye döndüğümü, hafakanların beni benden aldığını bugün bile hatırlıyorum. Öyle ki, alınması gerekli olan hiçbir tedbir bana yeterli gelmiyor ve bir oraya, bir buraya koşuşturuyordum.

80 ihtilali öncesi de aynı. Küçük tansiyonum 11-12’lere fırlıyor, önce kalb, ardında disk kayması zuhur ediyordu.

183