İçeriğe geç

2. Haddi tecavüz etme de sohbetten istifadeye mâni hususlardandır. Ne var ki, haddi tecavüz, insanlara zulüm şeklinde olabileceği gibi, kendini has veliler şeklinde görme suretiyle de olabilir. Hatta bir adım daha ileri giderek kendisinde keşf ü keramet olmadığı veya ezvak ve mevâcidi bilmediği için, o velileri kendi seviyesine indirme şeklinde de tezahür edebilir. Yani “Onlar da benim gibi insanlardır. Onların sık sık bahsettikleri keşif, keramet, zevk… vs. şöyle şöyle de yorumlanabilecek türden şeylerdir.” diyerek bunların inkârına gitme de mahrumiyet sebebidir. Aslında böyle bir anlayış günümüzde, AIDS ölçüsünde tehlikeli bir hastalıktır. İmam Âzam’ı, Şah-ı Geylanî’yi, İmam Rabbanî’yi kendi seviyesine indiren bir insanın, onların füyûzât, yümün ve bereketlerinden istifade etmesi mümkün değildir.

Ayrıca bu düşünce, insanın yol almasına ve belli bir seviyeye ulaşmasına da mânidir. Zira böyle birinin önünde seviyeli örnek alınacak kutlu zatlar yoktur ki, onları yakalamak, onlara ulaşmak için gayret göstersin. Daha açık bir ifadeyle “İmam Âzam da kim? Bu dönemde olsaydı ben onu ikna ederdim.”3 veya “İmam Rabbanî, Şah-ı Geylanî de kim oluyor ki?” zihniyetinde olan insanlarda gaye-i hayal olmadığı için, bunlarda zihinler benlik kesilir ve her şey enaniyet (ego) etrafında döner. Her şeyini kendi benliği etrafında örgüleyen bu tür insanlar, kendilerini aşamaz ve kendilerinden başka hiçbir şey göremezler. Artık isterseniz siz böyle bir insana, nefsinin altında kalıp ezilmiş “nefiszede”, enaniyetinin öldürücü yumrukları altında kalmış “enaniyetzede” diyebilirsiniz.

87