İçeriğe geç
41. Bölüm

Beşinci Bölüm Aktüel

MEZALİMDEN BİR KESİT

Soru: Bosna-Hersek’te, Karabağ’da ve dünyanın daha birçok yerinde Müslümanlar katlediliyor. Biz buna karşı hiçbir şey yapamıyoruz. Âdeta ellerimiz bağlanmış duruyoruz. Bu bizi ümitsizliğe düşürüyor. Acaba tavrımız nasıl olmalıdır?1

“Beşer, beşeri öldürmekten, ona zulmetmekten ne zaman vazgeçti ki!” sözünü hatırlayın. Gerçi bunu, Celal Nuri, Beşir Fuat, Tevfik Fikret gibi kimseler değişik bir zaviyeden ifade etmişlerdi ama, zulmün, haksızlığın devamı bakımından geçerliliğini koruduğu bugün de doğrudur. Evet, dünyanın yüzü hiç gülmedi, kan seylapları hiç durmadı. Milletler birbirlerini öldürmekten hiç vazgeçmedi.

Düşünün ki, İkinci Dünya Harbi’nde kırk milyon insan öldürüldü. Öyle ki, bütün insanlık hatta –hâşâ– Allah’ı inkâr eden mülhidler, ateistler bile bu kızıl kıyametin saldığı dehşetle çıkıp kiliseye koştu. Hiroşima’da atom bombasının patlatılması ile ilk etapta seksen bin insan öldüğü söylenir. Atom bombası, hidrojen bombası icat edildi ama bunlar, çağın vahşilerinin eline geçince, yeryüzünde hakikî vahşileri bile utandıracak cürümler işlendi.

Bir de, Müslümanlar açısından meseleye bakacak olursak, sadece Balkan Harbi’nde kendi öz be öz evlâtlarımızdan, şimdi Bosna-Hersek’te öldürülen insanlardan daha fazla Müslüman öldürüldü. Ve kim bilir daha hangi cephelerde nice gül yüzlü canlar ve nice sultan oğlu sultanların canına kıyıldı.

Bir mânâda bu katliamlar bize, medeniyet ve hümanizm sloganları ile insanlığa sunulan sistemlerin, ideolojilerin gerçek yüzünü gösterdi. Evet, Batı, çifte standarttan hiçbir zaman vazgeçmedi ve Müslümanlara ayrı, Hıristiyanlara ve Yahudilere ayrı muamelede bulundu.

211