İçeriğe geç
39. Bölüm

İmanın Gücü

Soru: Kastamonu Lahikası’nda “Avrupa’nın dörtte biri kadar bile olmayan bir devlet, Avrupa’ya, Asya’ya, Amerika’ya karşı mücahidâne ve galibâne harp edecek…”1 deniliyor. Bunu açıklar mısınız?

Öncelikle içinde bulunduğumuz şartlar itibarıyla mücadele ve muharebeyi bizler farklı yorumluyor ve bu konuda hep Bediüzzaman’ın yaklaşımını esas alıyoruz. Evet, o diyor ki; “Medenîlere galebe ikna iledir. Söz anlamayan vahşilere yapıldığı gibi icbar ile değil.”2 Öyleyse bizler, içinde yaşadığımız demokratik zemini, demokratik hak ve hürriyetleri değerlendirmek suretiyle, insanların, Halid’in, Amr İbn Âs’ın, Osman İbn Talha’nın Müslümanlığı seçmesi gibi, kendi iradeleriyle Müslümanlığa girmelerini bekliyor ve bu yolun daha eslem, daha kalıcı bir yol olduğuna inanıyoruz.

Bu düşüncemiz, ana hatlarıyla böylece bilindikten sonra, soruya cevap sadedinde de şunları söyleyebiliriz: Osmanlı topraklarının en geniş olduğu dönemde, topraklarımız 20 milyon kilometrekaredir. Bu alan içinde 250 milyon insan yaşamaktadır. Buna karşılık, safkan Türk milleti ise on-on bir milyondur. Böyle bir dengesizliğe rağmen Osmanlılar, hem kendilerinden 20 kat daha fazla bir toplumu idare etmiş hem de dünya ile yaka paça olmuşlardır. Şimdi bir zamanlar böyle küçük bir çekirdekle, koskocaman ağaçlara hâl anlatan, söz dinleten Allah (celle celâluhu), başka bir dönemde yine aynı çekirdeği konuşturur.. aynı nüvede kocaman çınarlar meydana getirebilir.. böyle küçük bir ses ve solukla dünyanın dört bir yanına kudsî davasını gürül gürül yayar ve isterse bununla devlerin ödünü de koparabilir.. Onun gücünün her şeye yettiğini, günde beş defa namazlardan sonra وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ3 ’le ilan eden bizlerin, bu konuda zerre kadar şüphe ve tereddüdü yok ki; tereddüdümüz olmayan böyle bir mesele adına israf-ı kelâm edelim.

205