Büyük basar ve basiretler, eşya ve hâdiselere nüfuz etmek suretiyle, Cenâb-ı Hakk’ı bulma mevzuunda bir hükme varabilirler. Ve işte Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) küçük bir eksiklikle doğruyu bulmuş, o eksikliğini de Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) tamamlayarak onu hakikate erdirmiştir.
Eşya ve hâdiseleri tetkik eden herkes bütün bunların üstünde Cenâb-ı Hakk’ın mührünü görecek, âfâkî ve enfüsî tefekkür neticesinde şu hükme varacaktır:
“Beni burada başıboş bırakmayan, elbette kabre girdikten sonra da başıboş bırakmayacak ve bahar mevsiminde nebatatı haşrettiği gibi, çekirdek hâline gelmiş zerrelerimi de ikinci bir hayatta yeniden diriltecek ve bir mahkeme-i kübrâ açacaktır.”7
Dipnotlar
- 7 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.85 (Onuncu Söz, Sekizinci Hakikat).
40