İçeriğe geç

Evet, zatında güzel olan sesler, Kur’ân tilavetiyle bir derece daha güzelleşir. Çünkü gerçekten de Kur’ân’ın kelime ve lafızlarındaki o müthiş mûsıkî ve âhenk, iyi bir icra ile desteklendiği, bütünleştiği ve seslendirilebildiği takdirde, Kur’ân’ın o kendine has sihirli beyanı ve mûsıkîsi olduğu gibi ortaya çıkar. Nitekim Ebû Musa el-Eş’arî, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine: “Sana Hz. Davud’un mizmarından bir mizmar verilmiştir.”19 buyurduğunu nakleder.

Hadisin sebeb-i vüruduyla alâkalı olarak şunu naklederler:

Allah Resûlü, Eş’arîlerin kapısının önünden geçerken büyüleyici bir Kur’ân okunuşuna şahit olur ve oradaki insanlara: “Bu kimin evidir?” diye sorar. Onlar da: “Ebû Musa el-Eş’arî’nin evidir.” cevabını verirler. Bunun üzerine Efendimiz, Ebû Musa el-Eş’arî’ye: “Sana Hz. Davud’un mizmarından bir mizmar verilmiştir.” buyurur.20 Mizmar, bir çeşit çalgıya verilen isimdir. Allah Resûlü’nün meseleyi bir çalgıya teşbihle ifade etmesi, ya Kur’ân’ın gönüllerde heyecan, neşe ve sevinç uyandıran mûsıkîsini anlatmak, ya Hz. Davud’un mezâmiri tilavet etmesine benzetmek ya da onun yaptığı tevbede yana yakıla dile getirdiği sözleri, yani Zebur’daki âyetleri hatırlatması sebebiyledir.

3. Konuyla alâkalı Berâ İbn Âzib’in rivayet ettiği bir başka hadiste ise, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Kur’ân’ı seslerinizle tezyin ediniz. Güzel ses, Kur’ân-ı Kerim’in okunuşuna güzellik katar.”21 buyururlar.

Zikredilen bu hadis-i şeriflerin hemen hepsi de göstermektedir ki, Kur’ân’ı güzel ve hoş bir sesle okuma, ona saygının ayrı bir buudunu teşkil etmektedir. Ve bu konu, Kur’ân’a bir hizmet olarak mutlaka ele alınmalı ve hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Ancak, bilmem ki, bunca zamandır Kur’ân’a yabancılaşmış zevk-i selimden mahrum insanlara bunu anlatmak mümkün olacak mı? Ben, şahsen çok kolay olacağını zannetmiyorum.

285