Kur’ân’ın tasviri, tasvirde seçtiği kelimeler ve kelimelerin kullanılış yerleri müthiş ve baş döndürücüdür. Âyet, önce zakkumu nazara vererek başlamaktadır. Zakkum, erimiş ve kaynayıp duran bir maden keyfiyetinde tesir icra edecekse, bunun insan karnında kaynadığını düşünmek ne ürperticidir! Kur’ân, buradaki “maden” sözüyle ince bir noktaya da işaret etmektedir. Su, kaynama derecesine ulaştığında, onun fokur fokur sesler çıkardığı herkesin malumudur. Ancak, Kur’ân’ın bu misali getirdiği gün, birçok insan, eritilebilen demir, bakır, çelik gibi çeşitli madenlerin potalarda yüksek derecedeki ısıyla nasıl eritildiğini çok fazla bilmiyordu. Kur’ân, o devrin insanına bunu anlatabilmek için onların, kaynayışını bildikleri suyu örnek vererek meseleyi izah etmekte ve günahkârların yiyeceği zakkum ağacını bir teşbihle anlaşılır hâle getirmektedir.
Evet, dünyada iken çok aziz ve kerim geçinen, Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği nimetler başından aşağıya dökülürken, o nimetleri vereni ve niçin verildiğini düşünmeyen Karun’ların ve Sâmirî’lerin o acıklı hâllerini ifade bakımından bu ne acıklı akıbettir! Evet, dünyada iken böyle bir hayat yaşayan insana orada, bu nankörlüğünün karşılığı olarak, “Tat, zira sen kendince üstündün, şerefliydin.”6 denecek ve başından aşağıya kaynar sular dökülecektir. Kur’ân’ın bu müthiş tasviri karşısında insan, iliklerine kadar Cehennem endişesiyle ürperir ve Allah’a sığınır.
Mevzuyla ilgili bir diğer misal de Nebe sûresindeki âyetlerdir: إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا لِلطَّاغِينَ مَاٰبًا لَابِثِينَ فِيهَۤا أَحْقَابًا “Cehennem bir gözetleme yeri olmuştur (günahkârları gözetleyip durmaktadır). (Orası) azgınların varacağı yerdir. Orada çağlar boyu kalacaklardır.”7
Dipnotlar
- 6 Duhân sûresi, 44/49.
- 7 Nebe sûresi, 78/21-23.