İçeriğe geç

Evet, çile ve ızdırabın temelinde, öncelikle İslâm’ın hayata hayat kılındığı altın devirlerin bilinmesi, daha sonra da, bugünkü Müslümanların maruz kaldığı zillet ve meskenetin farkına varılması meselesi vardır. Hazreti Pîr böyle bir tablo karşısında, “Şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate maruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!”51 gibi ifadelerle ızdırabını dile getirmiştir. Keza o, milletinin imanını selâmette gördüğü takdirde, Cehennem’in alevleri içinde yanmaya bile razı olduğunu ifade etmiştir.52 İşte bunlar gerçek insan olmanın gereği düşüncelerdir. Eğer insanlık başını almış Cehennem’e doğru gidiyorsa ve sen insansan böyle bir tablo karşısında mutlaka ürpermen gerekir. Fakat şurası da bir gerçek ki, herkes meseleleri bu ölçüde bir vicdan genişliğiyle duyup hissedemeyebilir.

Vâkıa, herkesin her sıkıntı ve problemi bilmesi de doğru olmayabilir. Zira bazı insanlar, çok küçük bir grip virüsü karşısında dahi dayanamayıp ölürler. Ama bağışıklık sistemi sağlam insanlar aynı virüslerin hücumuna maruz kaldıklarında, bu durum, onlarda sadece muvakkat bir sarsıntı meydana getirir. Bunun gibi hizmet-i imaniye ve Kur’âniye’de koşturan herkes, aynı seviyede bir mukavemet sistemine sahip olmayabilir. Bu sebeple, onlara dert ve problemlerin bütününü aktarmanız, onların kuvve-i mânevîyelerini kırabilir.

68