Evet, samimi de olsak bizim “dan” diye insanların kafalarına vuruyor gibi muhataplarımıza bir şeyler anlatmaya çalışmamız doğru değildir. Hele bir de, kendimizi pir u pak görerek nefsimizi bir kenara koyup başkalarına dikte ediyor gibi bir üslûp, hava ve edayla konuşmak apaçık haddi aşmışlık demektir. Takip edilmesi gereken yol ve yöntem ise, meseleleri evirip çevirip, kimsenin demine damarına dokundurmadan, hissiyatını rencide etmeden, en yumuşak ve en uygun üslûbu bularak müzakere ve mütalâa etmektir.
Hz. Pîr ehemmiyetine binaen, en azından on beş günde bir, İhlâs Risalesi’nin okunmasını tavsiye etmiştir.19 Belki bu önemli risaleyi elli defa, yüz defa okuyan kimseler vardır. Öyle ki, bu kişiler, siz o fıkralardan bir tanesinin başından bir kelime söyleseniz gerisini getirebilir, ezbere okuyabilirler. Fakat ihlâsın hayata hayat kılınması, kalb ve ruha mâl edilebilmesi için, düz bir okumadan ziyade, o meselenin daha derinlikli ve daha engince ele alınması gerekir. Evet, formatla oynayarak meseleyi monotonluktan kurtarıp o meseleye yeni bir derinlik ve canlılık katılmalıdır. Mesela konunun Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Sahiha ile irtibatını etraflıca inceleyebilir, aynı zamanda bunu herkesin iştirak ettiği müzakereli bir okuma tarzıyla tahlil ve değerlendirmeye tâbi tutabilirsiniz. Eğer bunu gerçekleştirebilirseniz, “Elhamdülillah ben nasibimi aldım. Meğer bilemediğim daha ne kadar çok şey varmış. Meğer bu zat çok önemli meseleleri ne kadar erken bir dönemde keşfetmiş. Ben şu hususu elli defa okumama rağmen farklı yönleriyle meselenin ehemmiyetini henüz şimdi anladım.” diyeceksiniz.
Evet, meseleleri müzakereyle ele almak çok önemlidir. Müzakereyle ilgili eskilerin şöyle bir sözü vardır: