İçeriğe geç

Ayrıca bazı zaman ve hâllerde, Allah (celle celâluhu) içinde bulunulan şartlar sebebiyle bazı az amellere kat be kat fazla değer verir. Mesela bir askerin hudut boyunda bir saat nöbet beklemesi, bir sene ibadet hükmüne geçer. Allah yolunda şehit düşen bir kişi, rampaya binmiş gibi amudî olarak âlâ-i illiyyîn-i kemalâta yükselir. Aynı şekilde iyi değerlendirilen bir Kadir Gecesi, seksen küsur senelik bir ibadete denk gelir. Bütün bu örneklerde görüldüğü gibi Allah (celle celâluhu) bazı şartlarda ortaya konan güzel amelleri, umulmadık ölçüde nemalandırıyor, çoğaltıyor ve âdeta bire bin veren bir başak hâline getiriyor. İşte aynen bunlar gibi, ihlâsın farklı bir buudu olan şahs-ı mânevî içinde hareket etmenin hatta bunun ötesinde o şahs-ı mânevî içinde bulunan kardeşlerinin yaptığı işlerden dolayı tıpkı kendi yapmış gibi şâkirâne iftihar etmenin Allah katında apayrı bir değeri vardır.

Hz. Pîr, talebeleri arasında böyle bir uhuvvet ve ihlâsın bulunup bulunmadığını test etme adına bir gün, bir talebesinin yanında, bir başka talebesinin yazısının onunkinden daha iyi olduğunu söyler. Bunun karşılığında muhatap bu duruma sevinip mutlu olur, kardeşinin kendisinden daha iyi olmasıyla iftihar eder. Hz. Pîr de, “Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimi olduğunu hissettim. Cenâb-ı Allah’a şükrettim ki, kardeşlerim içinde bu âli hissi taşıyanlar var. İnşaallah bu his büyük hizmet görecek.” diyerek, talebelerinde arzu ettiği uhuvvet ve ihlâs hissini gördüğü için Allah’a şükreder.18

19