İçeriğe geç

Esasen, çeşitli söz ve beyanlarla seslendirilmekte olan bu şükran duygusunun ifadesi bir vazifedir. Zira hadis-i şerifte, insanlara teşekkür etmeyenin Allah’a da şükretmeyeceği ifade buyuruluyor.153 Demek ki insanda evvelâ şükür karakterinin ve minnet hissinin olması lazımdır. Dolayısıyla, o zat sayesinde Allah’ı, Peygamber’i ve haşr ü neşri tanıma gibi bir nimete mazhar olan insanın, elbette başkalarına nispeten o şahsa daha faik bir teveccüh ile teveccühte bulunması tabiîdir. Fakat böyle bir teveccüh asla, aidiyet mülâhazası ve cemaat enaniyetine bağlanmamalı ve o zat hakkında ifratkâr yaklaşımlara meydan verilmemelidir. Çünkü İslâmiyet cadde-i kübrası içinde başka şeritlerde yürüyen daha nice insan vardır ki, yürüdüğü şerit vasıtasıyla imana ermiş, Allah’ın izni ve inayetiyle sahil-i selâmete ulaşmış ve O’nun rızasına mazhar olmuştur. Bu itibarla minnet ve şükran hislerini ifade etmenin yanında mesele, katiyen reklam ve şova dönüştürülmemeli, tahabbüb-i nefisten kaynaklanan inhisar-ı fikre girilmemelidir. Evet, vesileler ile maksatlar birbirine karıştırılmamalı ve asıl maksadın hangi yolda olursa olsun, Allah’ın rızasını elde etmek olduğu unutulmamalıdır.

Hicretle Vuslata Eren Ruhlar

180