Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile sahabe-i kiram arasındaki münasebet de bize bu konuda çok önemli dersler vermektedir. Sahabe-i kiram efendilerimiz, Allah Resûlü’nü tanıdıkça ve o makamın, o atmosferin hakkının ne olduğunu keşfettikçe Efendimiz’e karşı incelerden ince bir edep ve nezaketle saygılı davranıyorlardı. Mesela, hutbe irad ettiği zaman insanları büyüleyecek kadar güçlü konuşan, Kur’ân okuyuşuyla müşriklere bile tesir eden, Allah’ın kendisini güzellikler âbidesi bir insan hâline getirdiği Hazreti Ebû Bekir (radıyallâhu anh), Allah Resûlü’nün huzuruna omuzu düşük girer ve O’nun huzurunda hep başında bir kuş var gibi dururdu. Zannediyorum, onun, Efendiler Efendisi’nin (aleyhissalâtü vesselâm) huzurunda söylediği sözlerin bütünü bir araya getirilse iki yüz kelimeden fazla olmadığı görülecektir.