Nihayet Mescid’e girdim. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabın ortasında oturuyordu. Peygamber Efendimiz’e selâm verdiğimde memnuniyetten ışıl ışıl, mütebessim bir yüzle, “Müjdeler olsun! Annenden doğalıdan beri yaşadığın en hayırlı gününü tebrik ederim!” buyurdu. Ben de, “Yâ Resûlallah! Bu sizin tarafınızdan bir bağışlanma mıdır, yoksa Allah tarafından mı?” diye sordum. “Hayır, bu Allah’tan gelen bir lütuftur!” buyurdu. Resûlullah’ın (aleyhissalâtu vesselâm) vech-i mübarekleri, sürurlu anlarında, bir ay parçası gibi parıldardı. Biz onun sevindiğini böyle anlardık; o anda da memnuniyeti yüzünden okunuyordu. Ben önüne oturunca, “Ey Allah’ın Resûlü! Tevbemin kabul edilmesine şükür olarak bütün malımı Allah ve Resûlullah uğrunda tasadduk etmek istiyorum.” dedim. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Malının bir kısmını dağıtmayıp elinde tutman senin için daha hayırlı olur.” buyurdu. Ben de, “Hayber fethinde hisseme düşen malı elimde bırakıyor, gerisini bağışlıyorum!” dedikten sonra sözüme şöyle devam ettim: “Yâ Resûlallah! Cenâb-ı Hak beni doğru sözlülüğümden dolayı kurtardı. Tevbemin bir gereği olarak, artık yaşadığım sürece sadece doğru söz söyleyeceğim.”9
Mazeret Döktürme!
Hatanı Kabul Et ve Bağışlanma Dile!
Dipnotlar
- 9 Buhârî, meğâzî 79; Müslim, tevbe 53.