Her zaman vicdana hoş gelen mülâhazalarla dolu olmanın ve bir kimse hakkında müsbet kanaat beslemenin ıstılahtaki unvanı “hüsnüzan”dır. İyi niyet, olumlu düşünce ve güzel görüş mânâlarına gelen hüsnüzan, insanın iç safvetinin ve hayırhahlığının bir göstergesidir. Şahıslar ve olaylar hakkında değerlendirmelerde bulunurken, olabildiğince iyi niyetli davranmak ve her hâdiseyi hayra yormak salih bir mü’minin şe’nidir.
Biri hakkında kötü düşüncelere sahip olmaya ise “suizan” denir. Cenâb-ı Hak, bir âyet-i kerimede, suizannın çirkinliğini ifade sadedinde, “Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmıgünahtır. Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın.”2 buyurmuştur. Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehâyâ) da, “Zandan kaçının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüste bulunmayın, birbirinizin gizliliklerini araştırmayın, birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın, birbirinizle rekabete girişmeyin, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı kin gütmeyin ve sırtınızı dönmeyin; ey Allah’ın kulları kardeşler olun!”3 demiş; tecessüsten, suizandan ve kardeşliği zedeleyecek her türlü davranıştan uzak durmak gerektiğini ikaz etmiştir. Ayrıca, Hazreti Sâdık u Masdûk Efendimiz, “Hüsnüzan sahibi olması, kişinin kulluğunun güzelliğindendir.”4 buyurmuş; hâlis niyetli, müsbet düşünceli ve güzel görüşlü olmayı İslâm’ı hazmetmenin, onda derinleşmenin ve Allah tarafından görülüyor olma mülâhazasına bağlı yaşama enginliğinin bir alâmeti saymıştır. Rehber-i Ekmel (aleyhissalatü vesselâm), ashab-ı kiramın biatlarını kabul ederken, bütün mü’minlere karşı iyi niyetli olmak hususunda da onlardan söz almıştır.
Dipnotlar
- 2 Hucurât sûresi, 49/12.
- 3 Buhârî, edeb 57; Müslim, birr 28.
- 4 Ebû Dâvûd, edeb 81; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/297.