İçeriğe geç

İnsanlığın Iftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) o eşsiz hayatını tevazu ve mahviyetle örgülemiş ve bize de bu yolu işaret etmiştir. Meselâ; kendisini Hazreti Musa ile karşılaştırıp yüce kâmetini ve üstünlüğünü dile getirenleri ikaz sadedinde “Beni, Musa’ya tafdil etmeyin.”5 buyurmuştur. Yine “Balığın yoldaşı olan zât (Hazreti Yunus) gibi olma!”6 âyeti nazil olunca, ihtimal bazı sahabiler, “Acaba Hazreti Yunus ne kusur işledi?” diye düşünürler mülâhazasıyla, Resûl-i Ekrem hemen “Beni, Yunus İbn Metta’ya tercih etmeyin…”7 demiştir.

O tevazu âbidesi, kendisine “Seyyidimiz, efendimiz sensin!” diyenlere karşı hep reaksiyon göstermiş ve “Hayır, efendimizAllah’tır.”8 mukabelesinde bulunmuştur. Bir gün يَا خَيْرَ الْبَرِيَّةِ“Ey yeryüzünün en hayırlısı!” diye seslenen birine, “O dediğin İbrahim’dir.”9 sözüyle karşılık vermiştir. Gayb âlemine ait perdeler, çok defa O’nun gözünün önünden kalkmış ve Allah’ın izniyle O verâların verâsını müşâhede etmiştir; ancak bir gün Hazreti Âişe (radıyallâhu anha) annemizin odasında ilâhi söyleyen kadınların, “Bizim aramızda öyle bir Nebi var ki, yarın ne olacağını bilir!” dediklerini duyunca, onları derhal susturmuş ve “İlle de bir şey söyleyecekseniz, doğruyu söyleyin; ben yarın meydana gelecek her şeyi bilemem, Allah ne bildirirse onu bilebilirim!”10 buyurmuştur.

Ey Riyakâr Nefsim!

349