İçeriğe geç
27. Bölüm

Övülme Tutkusu Ve Karakteristik Narsistler

Soru: Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in ve selef-i salihînin takdir edilme ve övülme ile alâkalı mülâhazaları, tutum ve davranışları nasıldı? Bu konudaki mü’mince düşüncenin ve istikamet çizgisinin esasları nelerdir?

Cevap: İnsanın gönül dünyasını yavaş yavaş harap eden, mânevî melekelerini birer birer öldüren hastalıklardan biri de övülmeyi sevmek ve her fırsatta methedilmeyi istemektir. Hep üstün sıfatlarla anılmak, medh ü senâlarla yâd edilmek ve sürekli iyilikler, meziyetler ve başarılarla nazara verilmek arzusu tedavisi zor bir kalb marazıdır. Mü’minler arasında da hakkında methiyeler yazılmasını ve övgüler sıralanmasını dileyen insanlar olabilir; fakat, kibir, gurur ve bencillikten kaynaklanan methedilme isteği daha çok müşriklerde ve münafıklarda görülen bir ruh hastalığıdır.

Bir Nifak Sıfatı

İmanın tadını alamamış kimseler, sadece yaptıklarıyla ve sahip oldukları bir kısım vasıflarla değil, yapmadıkları işlerle ve hiçbir katkıda bulunmadıkları başarılarla da övülmeyi, hiç lâyık olmadıkları güzel sıfatlarla da vasfedilmeyi arzularlar. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim böylelerini bekleyen acı sonu hatırlatma sadedinde –meâlen– şöyle buyurmuştur: “Zannetme ki, yaptıklarından ötürü sevinip şımaran, yapmadıkları işlerden dolayı da övülmek isteyen kimseler –evet, sanma ki onlar– azaptan yakayı kurtaracaklar! Onlara hem de can yakıcı bir azap vardır.”1

Tefsircilere göre, bu âyet-i kerimeyle o zamanki Ehl-i kitap bilginleri ve münafıklar kastedilmektedir. Zira, bu âyetin sebeb-i nüzulüyle alâkalı olarak şu iki hâdise rivayet edilmektedir:

342