Evet, Kur’ân-ı Kerim, evlât talebi ile alâkalı âyetlerinde her zaman iki hususa dikkat çekmektedir: Bunlardan birincisi ve en önemlisi, çocuk nimetini verenin Müsebbibü’l-Esbab ve Hâlık-ı Kerim Cenâb-ı Allah olduğu hakikatidir; ikincisi de, çocuğun salih ve hayırlı bir insan olması için niyaz edilmesinin gereğidir. Bu itibarla, bir kadın ya da erkek illâ eş veya çocuk isteyecekse, Rahman’ın hâlis kulları gibi “Ey keremi bol Rabbimiz! Bize gözümüzün, gönlümüzün süruru olan temiz eşler ve nesiller ihsan et, bizi müttakîlere önder eyle!”5 demelidir. Mealini verdiğim bu dua, Furkan sûresinin yetmiş dördüncü âyetinde yer almaktadır. Bu âyette özellikle çocuklar için قُرَّةَ أَعْيُنٍ ifadesi kullanılmıştır ki, bu tabir “göz bebeği gibi kıymetli, göz aydınlığı, gönül süruru” mânâlarına gelmektedir. Bu söz, anne-babasının maddî-mânevî beklentilerini karşılayıp onların yüzlerini ak edecek, dünyada ve ukbâda gönüllerine inşirah vesilesi olacak ve her zaman takva dairesinde bulunacak bir nesil talebinin ifadesidir.
Mukarrebînin evlâtla İmtihanı
Bu itibarla, mutlak mânâda bir hayat arkadaşı ya da mutlak mânâda bir çocuk istemek kat’iyen doğru değildir. Öyle ki, izdivaca doğru yürüyen kadın ve erkek, birbirinin yüz güzelliğine, üstüne başına, kılık ve kıyafetine, asalet ve servetine değil, ruh güzelliğine, namus ve ahlâk anlayışına, fazilet ve karakter yüksekliğine bakmış ve çok isabetli karar vermiş olabilirler. Fakat, böyle bir durumda bile, şayet “ille de olsun” mülâhazasına girer, meselenin üzerine doludizgin gider ve hırs gösterirlerse, bugün olmazsa yarın, kendileriyle değilse çocuklarıyla mutlaka bu hırslarının cezasını çekerler.
Dipnotlar
- 5 Furkan sûresi, 25/74.