İçeriğe geç

Evet, çocuk, zatı itibarıyla belâ değildir; fakat, anne-babanın imtihan olacağı bir unsurdur. Mal-mülk gibi, evlâd ü ıyâl de insanın gönlünü çelip onu günaha ve belâya sokabilir. Şu hâlde insan ne mala, ne evlâda, ne de başka bir dünyalığa meftun olup da aldanmamalı, aldanıp ahiretteki büyük ecirden mahrum kalmamalıdır. Nice anne-babalar vardır ki, burada çocuklarından dolayı dizlerini dövdükleri gibi, ötede de onları görünce “Keşke sen hiç olmasaydın!” deme durumunda kalacaklardır. İşte, netice itibarıyla böyle bir pişmanlığa da sebebiyet verebilecek olan bir meselede, insan asla hırsa kapılmamalı ve “illâ olsun” ısrarında bulunmamalıdır. Dünya adına ne isterse istesin, “Allahım hakkımızda hayırlı olanı ihsan eyle!” demelidir.

Ayrıca, Cenâb-ı Hakk’ın insanlar hakkında hususî muameleleri vardır. Bunlar bir bakıma atâdır, yani hususî birer ihsan ve özel birer lütuftur. Atâ-i ilâhî herhangi bir sebebe ve kanuna bağlı değildir. Çocuk, bazı insanlara ilâhî bir atâ olduğu gibi, Allah Teâlâ’nın hayır murad ederek bir insana evlât vermemesi de bir bakıma onun için özel bir lütuftur. Neyin hayırlı ve neyin şerli olduğunu sadece Allâmü’l-Guyûb bilir. Bundan dolayıdır ki, hususiyle bu zamanda, bir kimse yanıma gelip de evlâdı olmadığından bahsedince ve çocuk talebini dile getirince, “Keşke bu meselede bu denli tehâlük göstermeseniz!” duygu ve düşüncesini içimden geçiririm. Fakat o kişinin ruh hâletini ölçtüğüm ve bu konuda şiddetli ısrarını hissettiğim zaman, kırılmaması ve moralinin bozulmaması için, “İnşaallah biz dua edelim, siz de Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunun; Allah size salih evlât lütfetsin.” demekle iktifa ederim.

Evlât Hâlinde Tecessüm Eden Günahlar

88