Gıpta mânâsına da gelen “tenâfüs” kelimesi, başkasında görülen bir olgunluğa imrenme, o güzel sıfatı yakalama azmiyle gayret gösterme ve hayırlı bir neticeyi elde etmek için müsabaka yaparcasına çalışma demektir. فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ“İşte yarışacaklarsa insanlar, bu Cennet devletine konmak için yarışsınlar!”5 mealindeki âyet de hayırda yarışmaya teşvik anlamıyla bunu ifade etmektedir. Yani, bu dünyanın cazibedar güzelliklerini elde etmek için birbirini kırarcasına mücadele eden insanların, aslında ebedî huzura kavuşmak ve sonsuzluk şerbeti içmek için yarışmaları gerektiğini belirtmektedir.
Tenâfüs yolunda ve hayır yarışında gıpta ve hasede açık bir rekabet söz konusu değildir. Çünkü, bu yarışta herkes kendi rekorunu kırmakla vazifelidir ve her fert onun için takdir edilen olgunluk eşiğine ulaşmaktan sorumludur. Aynı zamanda, bu yarışta herkes birbirinin yardımcısıdır. Zira, her fert, şahs-ı mânevînin bir âzâsıdır. Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, bütün mü’minler “Sahil-i selâmet olan Dârüsselâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (aleyhissalâtü vesselâm) çıkaran bir sefine-i rabbâniyede çalışan hademeler”dir.6 Öyleyse, her mü’minin cehd ve gayreti, üzerinde bulundukları geminin sahile doğru hareketine yardımcı olmakta ve hem fert hem de umum hesabına kâr olarak yazılmaktadır.
Dipnotlar
- 5 Mutaffifîn sûresi, 83/26.
- 6 Bediüzzaman, Lem’alar s.201 (Yirmi Birinci Lem’a, İkinci Düstur).