Oysa, bütün mübarek uzuvlarıyla uhrevî âlemlere açık olan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) ellerini suya daldırıp evinin kabını kaçağını yıkamaktan geri durmuyor, ev işleriyle de meşgul oluyordu. Hazreti Âişe Validemiz’in ifadesiyle, “Allah Resûlü evinde, herhangi bir insan gibi davranırdı. Kendi elbisesini yamar, ayakkabılarınıtamir eder ve ev işlerinde hanımlarına yardımda bulunurdu.”2 O, bir taraftan savaşa katılıyor ya da tebliğ vazifesinin gereklerini yerine getiriyor; diğer yandan da, çocukların terbiyesi ile meşgul oluyor ve ev işlerinde ezvâc-ı tâhirâta yardım ediyordu. Bu iş, belki bir ev süpürmek, belki de yıkanmış çamaşırları sıkmaktı. Keyfiyeti ne olursa olsun, Allah Resûlü bu işleri yapmıştı. Zira O, bir fıtrat insanıydı ve O’nun bu hareketi asla zillet de değildi. Hatta, öyle bir tabiatı vardı ki, el alem bir iş yapıyorsa, O da mutlaka o işin bir ucundan tutuyor; meselâ, kırda yemek yapılacaksa, O da “Bari, ben de odun toplayıp bir ocak yakayım.”3 diyordu. Mescid yapımında, herkes bir kerpiç taşırken O da taşıyor ve onlardan geri durmuyordu.4 Allah Resûlü, bunları yaptığı sırada, O’nun adı cihanın dört bir yanında anılıyor; herkes O’ndan ve getirdiği dinden bahsediyordu. O zamanını öyle tanzim etmişti ki, çok mühim sorumlulukları arasında, bu gibi işlere de fırsat bulabiliyordu. Aynı zamanda bu, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in ruhundaki düzen aşkının ve nizam heyecanının dışa vurması demekti.
İç-Dış Münasebeti
Dipnotlar
- 2 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/256; et-Tirmizî, eş-Şemâil s.283.
- 3 et-Taberî, Hülâsatü siyeri Seyyidi’l-beşer s.87; es-Safedî, el-Vâfî bi’l-vefeyât 1/72.
- 4 Bkz.: Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/381; İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ 2/66.