İster tertip ve düzen diyelim istersek de daha kuşatıcı olan nizam kelimesiyle ifade edelim, kâinata baktığımızda bir ahenk, uyum ve intizam görürüz. Her varlık kendi azalarıyla bir âhenk ve bütünlük içinde olduğu gibi, bütün kâinat da kendini meydana getiren parçalarla mükemmel bir âhenk ve bütünlük içindedir. Kâinatı bir nizam ve intizama göre var eden Allah Teâlâ insanın tabiatına da düzen ve nizam ruhu koymuş; onu mahiyet itibarıyla çok düzenli ve çok mükemmel yaratmıştır. İnsana, kendini okuduğunda, mahiyetine yerleştirilen nizam ruhunu görebilecek ve dolayısıyla çevresini de kendine benzeterek düzenli bir hayat sürebilecek bir istidat bahşetmiştir.
Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehâyâ) “Her çocuk, İslâm’a yatkın olarak, selim fıtrat üzere dünyaya gelir.”1 buyurmaktadır. Demek ki, Allah Teâlâ insana, iyilik ve kötülüklerle dolu dünya hayatında iyilikten yana tercih yapabilecek bir kabiliyet (vicdan) vermiştir. Fıtratını korumuş ve bozulmamış her insan iyiden yana tavır almaya ve Allah’ın âyetlerini akıl ve kalb yoluyla kavramaya meyillidir. Şeytanların hücumlarına maruz kalarak onlara yenik düşmeyen her insan İslâm üzere yaşayacaktır. Zira, İslâm bir mânâda intizamın, düzgünlüğün ve ahengin adıdır; insan da düzgünlüğe ve istikamete açık yaratıldığından dolayı, İslâm onun fıtratındaki icmâlin tafsili mânâsına gelmektedir.
Dipnotlar
- 1 Buhârî, cenâiz 80, 93; Müslim, kader 22.