Ayrıca, zikir alanını geniş tutma mevzuuna yolda yürüme, koşu bandına binme ve araba kullanma gibi günlük işlerinizi de dahil ederek mütemâdiyen Allah’ı zikretmeniz de mümkündür. Meselâ; her gün bir saat araba kullanıyorsanız, yarım saat-kırk dakika yürüyorsanız; o yarım saat ya da kırk dakikalık zamanda bir günlük hizbinizi, belki yarısını belki de bütününü okuyabilirsiniz. Teybinizi açar, ya Kur’ân dinler ya da bir ilâhiye kulak verir ve onun içinden kendinize göre bir yol bulup O’na yürüyebilirsiniz, kalbinizi işletip, ruhunuzu söyletebilir, nefsinizin burnunu kırıp şeytana ağzının payını verebilirsiniz. Eğer bir yol arkadaşınız olursa, onun hâlini hatırını da sorabilirsiniz; ama, bir müddet sonra bir şey okumaya başlayarak hüsnümisal teşkil etmeniz de mümkündür. Böyle bir davranışı ille de yol emniyeti mülâhazasına bağlamak da doğru değildir; zira, öyle bir düşüncede de nefsanîlik vardır. Esasen, bir şeye binerken, سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَوَإِنَّا إِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ“Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ın şanı ne yücedir; O bu nimeti bize musahhar kılmasaydı, biz buna tâkat getiremez, güç yetiremezdik. Biz elbette Rabbimize dönmekteyiz.”11 demek, Rabbimizi zikredip hamd ü senâ duygusuyla O’nu anmak sünnettir. Selef-i salihîn efendilerimiz işleğe, ata, deveye binerken bu âyeti okur ve şükür hissiyle dolarlarmış. Öyleyse, taksiye, otobüse, trene, uçağa binerken mümkünse bu duayı katlamak lazım; çünkü, bunlar da Allah’ın birer nimeti. “Seni tesbih u takdis ederiz, bu arabayı, bu treni, bu uçağı bize musahhar kıldın Allahım.” demek lazım. İşte Allah’ın bu nimetlerine mazhariyetinizi de, onlardan istifade ederken değişik şeyler okuyarak ve Cenâb-ı Hakk’ı isim ve sıfatlarıyla yâd ederek tam bir zikre çevirebilirsiniz.
Dipnotlar
- 11 Zuhruf sûresi, 43/13, 14.