İçeriğe geç

Kayma noktalarına ve inhiraflara karşı çok önemli bir tedbir de usûl-i fıkıhtaki sedd-i zerâyi düsturuna göre hareket etmektir. Sedd, menetme ve engelleme demektir; zerâyi ise, vesile ve yol mânâsına gelen zerîa’nın çoğuludur. Sedd-i zerâyi’, vesileleri kaldırmak, yolu tıkamak demektir. Istılah itibarıyla, tehlike mahallerinden ve fenalık dürtülerine sebebiyet verebilecek yerlerden uzak durmak; haramlardan olduğu gibi harama ve mesâvi-i ahlâka sürükleyebilecek faktörlerden de kaçınmak demektir. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim, “Sakın zinaya yaklaşmayın; çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlık ve çok kötü bir yoldur..”8 buyurarak hem zinanın apaçık bir çirkinlik ve yoldan çıkma olduğunu belirtmiş hem de kişiyi o çirkin günaha götürecek olan yol ve ortamları da yasaklamıştır. İşte, kelam-ı ilâhî’nin “Zina etmeyin” demek yerine “Zinaya yaklaşmayın!” şeklinde ferman buyurması ve bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalâtü vesselâm) dil, ağız, el, ayak ve göz gibi organların zinasından da söz ederek o günaha götüren sebeplerden de uzak durmamızı isteyişi9 sedd-i zerâi zaviyesinden değerlendirilmelidir. Bu ilâhî ve nebevî fermanlar “Aman, günahın semtine bile sokulmayın, ondan fersah fersah uzak durun! Kulaklarınız ya da gözleriniz yoluyla içinize girecek ve olumsuz şeyler hakkında hayallerinizi tetikleyebilecek, sonra da tahayyüllerinizi, tasavvurlarınızı, taakkullerinizi ve hatta tasdik, iz’an, iltizam ve itikadınızı yaralayabilecek şeytanî oklara karşı teyakkuzda olun.” mânâsına gelmektedir. اِتَّقُوا مَوَاضِعَ التُّهَمِ“Sizi zan altında bırakacak yerlerden, töhmet noktalarında bulunmaktan sakının.” mealindeki hadis-i şerifi de bu açıdan yorumlamak mümkündür. Yani, töhmet ve suizanna sebep olacak pespaye davranışlardan uzak durmak gerektiği gibi, töhmet fiillerinin cereyan edebileceği yerlerden, onlara götüren duyguları tetikleyebilecek mekanlardan ve bir lokma, bir kelime, bir dinleme ve bir tecessüsle sizi sizden uzaklaştırabilecek kaygan zeminlerden de elden geldiğince uzak bulunmaya çalışmak lazımdır. Allah’la münasebetiniz, sizin kimliğiniz adına çok önemli bir madde teşkil eder. Öyleyse, kimliğinizi zedeleyebilecek ve Allah’a kulluğunuza gölge düşürebilecek şeylerden tevakki etmelisiniz. Bunlar, iman, İslâm ve ihsanın yanı başında yer alan, düşmeme, kapaklanmama ve batmama için çok önemli seralardır. İnsan, kalbî ve ruhî hayatını korumak için bu seralara sığınmalı ve bu hususta iradesinin hakkını vermeye gayret etmelidir.

451