İçeriğe geç

Bildiğiniz gibi, bir gün Cebrail aleyhisselâm, insan suretinde Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına gelmiş; iman, islâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri ile alâkalı bazı sorular sormuştur. Cebrail’in (aleyhisselâm) bizzat soru sorduğu ve cevaplarını tasdik ettiği bu ziyaretin anlatıldığı hadis-i şerif “Cibril hadîsi”6 olarak anılmaktadır. Hazreti Cibril-i Emin onların yanından ayrılınca Peygamber Efendimiz “O Cibrîl’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti.” buyurmuşlardır. Bu hadis-i şerifte geçen iman, İslâm ve ihsan üçlüsü de titiz yaşama adına çok önemlidir; çünkü, dini öğretmek için gelen Vahiy Meleği özellikle bu üç hususu sormuş ve Peygamber Efendimiz de bunların bütününe “din” demiştir.

İman hakikatinin, tesirini tam olarak ortaya koyması ancak İslâm’la mümkündür. İman, işlene işlene insanın tabiatına mâl olup, onun davranışlarını belirleyen ve yönlendiren bir derinlik hâline gelince hakikî iman hâsıl olur. Aksi takdirde, Allah’ın adem-i mevcudiyetine mesnetmiş gibi ortaya konan bazı şeyleri yıkarak ve sadece birkaç delile dayanarak ulaştığınız ya da atalarınızın size telkin ettiği iman nazarî bir imandır. Öyle bir iman sayesinde “Allah vardır.” dersiniz ama o meselenin hakikatini araştırmadığınız sürece kalbinizin derinliklerine kök salacak ciddi bir irfana da ulaşamazsınız. Oysaki, nazarî iman, amel vesilesiyle insan tabiatının onu yönlendiren bir derinliği hâline gelmelidir. O duruma gelinceye kadar da insan için tehlike ihtimali çoktur. Tehlike ihtimalini azaltmanın yolu ise İslâm esaslarına bağlılıktır.

447