Bakmaz mısınız, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) ahval ve etvarına! O, insanlığın kurtulması ve yeniden doğuşuna vesile olması için gönderilmiştir. Evet, insanlığın yeniden var olması ve ufkunun açılması, O’nun dünyayı teşrifi ve mesajı sayesinde mümkün olmuştur. O (aleyhi ekmelüttehâyâ), insanlığın mânevî babasıdır. Kim bilir belki de Efendimiz’in bu mevzuda ifade buyurduğu: كُنْتُ نَبِيًّا وَاٰدَمُ بَيْنَ الرُّوحِ وَالْجَسَدِ“Âdem (aleyhisselâm) ruhla ceset arasında iken ben nebi idim.”106 hadis-i şerifi de bununla ilgilidir. Yani Âdem’in evladı, Âdem’in önünde bir varlıktır. Fakat O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) dua ve münacatlarına bakacak olursak, Allah’tan nasıl korktuğunu görebiliriz. Teminat altında olmasına rağmen birçok şeyden Allah’a sığınmıştır. Biz Allah Resûlü’nün bu tavrını, saygımızın gereği O’nun rehberliğine verebiliriz. Yani “Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün bu dualarıyla bize nasıl dua edeceğimizi gösteriyor.” diyebiliriz. Fakat bununla birlikte O’nun bu mülâhazalarda hissesinin az olmadığını da görmek gerekir.
Zirvelere Rağmen
İnsanlardan Bir İnsan Olmak
İşte vilâyetin bir diğer çeşidinde zirvelerde dolaşma ve baş döndürücü noktalara ulaşmaya rağmen kendini âhâd-i nâstan birisi gibi görme çok önemli bir esas ve prensiptir. Böyle bir vilâyete ulaşan insanlar, hiç kimseyi hafife almazlar. Başkalarını hafife alma bir yana onlar sürekli kendileriyle yüzleşir, kendileriyle hesaplaşır ve kendileriyle yaka paça olurlar. Bu yönüyle böyle bir vilâyet önceki vilâyetten daha kıymetli ve daha değerlidir.