İçeriğe geç

Şeytanın bu boşlukları değerlendirmesi onun soldan gelmesi demektir. Onun فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ“Senin izzetine yemin ediyorum ki, onların hepsini baştan çıkaracağım.”199 demesine karşılık İnsanlığın İftihar Tablosu da bizlere: “Allah’ım, ayıplarımı ört ve beni korkularımdan emin kıl. Allah’ım, önümden-arkamdan, sağımdan-solumdan ve üstümden (gelecek tehlikelerden) beni koru. (Yere batırılarak) altımdan helâk edilmekten de azametine sığınırım.” duasını öğreterek, sabah akşam bu duayı okumayı çok görmeden bizi şeytandan Allah’a sığınmaya davet etmiştir.200 Zira şeytan çok profesyonel bir varlıktır. O, öyle fentler, öyle oyunlar biliyor ki, bu oyunlarını kullanarak şimdiye kadar nice devleri devirmiştir. Mesela şeytan, teheccüde kalkmak isteyen insanın kalkmaması için gece boyu elli türlü oyun oynar, çeşitli telkinlerde bulunur. Bunda başarısız olduğu ve o insan her şeye rağmen sıcak yatağını terk edip teheccüde kalktığında şeytan yine boş durmaz; kul, abdest almaya doğru giderken ayrı bir oyun oynar, namaza durduğunda ise daha farklı bir oyunla onun karşısına çıkar. Mesela, o ferdin sesini bir başkasına duyurmaya çalışır ya da alt kattaki insanların, “Maşallah adam gece yarısı kalkmış ibadet ediyor.” demeleri için zeminin üzerinde gezinirken ona ses çıkartır. Evet, şeytanın o kadar çok farklı farklı fendi vardır ki, onlarla başa çıkmak bir hayli zordur, ciddî bir azim ve irade ister ve her zaman Cenâb-ı Hakk’ın inayet ve sıyanetine sığınmak gerekir. Bu açıdan bize düşen, şeytanın bu oyunlarına karşı bir surla yetinmeyerek o surun kenarına bir sur daha, bir sur daha… yapmaktır. Hiçbir zaman inşa edilen bu surları çok görmemek gerekir. Bakın İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhissalâtü vesselâm) istirahat buyurmadan önce, Kur’ân-ı Kerim’den Mülk Sûresi,201 Yâsîn Sûresi,202 Secde Sûresi,203 Muavvizeteyn sûreleri,204 Bakara sûresi’nin son iki âyeti205 gibi yerleri okumanın yanı başında; اَللّٰهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لَا مَلْجَأَ وَلَا مَنْجَى مِنْكَ إِلَّا إِلَيْكَ اٰمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ“Allah’ım! Hem ümit ederek hem de korkarak kendimi Sana teslim ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, sırtımı Sana dayadım. Sana karşı yine Senden başka sığınak, Senden başka dayanak yoktur. İndirdiğin kitabına, gönderdiğin Peygamberine iman ettim.”206 gibi dualarla Cenâb-ı Hakk’a sığınmış ve bize, “Zinhar, kendinizi gaflete salmayın, şeytandan her zaman Allah’a sığının!” ikazında bulunmuştur. O hâlde inanan fertler olarak bizim yapmamız gereken de, beşerî boşluk ve zaaflarımızı insan olmamızın bir gereği şeklinde görmek, onlara karşı sürekli Cenâb-ı Hakk’a iltica etmek, irademizin hakkını vermek ve böylece o menfî unsurları bir yükselme basamağı hâline dönüştürmek; aynı zamanda hakikî mürşidlerin rehberliğinde kalb ve ruhun derece-i hayatına ulaşma ve o yörüngede seyahatimizi sürdürme gayreti içinde bulunmak olmalıdır.

244