İnsan İradesiyle İnsandır
Allah, insanı hayvan gibi belli sınırlar içinde yaratmamıştır. Tabir-i diğerle o, insiyaklarının kulu-kölesi değildir. Allah insana irade vermiş ve lütfedeceği nimetleri de şart-ı adi planında iradesinin hakkını vermesine bağlamıştır. Gerçi insanın yaptığı amellerle Cenâb-ı Hakk’ın ona lütfedeceği nimetler arasında tenasüb-i illiyet prensibine göre bir münasebet yoktur. Fakat Allah (celle celâluhu), lütuflarını ona bağlamıştır. Mesela Cenâb-ı Hak, “Elinizi kaldırdığınız zaman, gökteki yıldızları başınıza dökerim.” diyebilirdi. Böyle bir durumda elin yukarı kalkmasıyla gökteki yıldızların aşağı dökülmesi arasında herhangi bir münasebet aramamak gerekirdi. Aynen öyle de, insanın yapmış olduğu ibadetler ve hak yolunda katlandığı bazı mekârih neticesinde Cenâb-ı Hakk’ın ona bahşettiği mükâfat ve lütuf çok büyük olduğundan arada tenasüb-i illiyet çerçevesinde bir münasebet aranmamalıdır. Demek ki Allah (celle celâluhu) şart-ı adi planında insanın yapmış olduğu amelleri âdeta bir nüve gibi kabul ediyor ve bunları ileride cennetin ebedî ağaçları, bağları, bahçeleri hâlinde ona geri iade ediyor.
Sağ ve Soldan Gelen Hücumlar