İnsanın kendisini i’lâ-yı kelimetullah davasına adaması ve bütün işleri ihlâs ve samimiyetle yapması muvaffakiyet adına çok önemlidir. İhlâsla ve güzel niyetlerle yapılan ameller az da olsa Allah nezdinde makbul olur ve değerler üstü değerlere ulaşır. Fakat atılan adımların semere vermesi ve kalıcı olması için niyet ve ihlâsın yanında bilgi, tecrübe ve mantık da gereklidir. Mesela şiddet kullanmak insanî/İslâmî değildir. Aynı zamanda dini tebliğde de şiddete başvurmanın hiçbir mantığı yoktur. Bugün birileri tarafından yapılan ve maalesef İslâm’a nispet edilen terör saldırıları, canlı bombalar bütünüyle dinin ruhuna aykırıdır ve hiçbir mantıkla açıklanamaz. Zira terör ve şiddetle hiçbir yere varılamaz. Bir yere ulaşılsa bile orada kalıcı olunamaz. Çünkü bu tür eylemler geride kin, nefret, gayz ve öfke bırakır. Gün gelir; bu öfke, ona sebep olanları da boğar. Yapılan işlerin insanlar nazarında kabul görmesi ve kalıcı olması isteniyorsa hem güzel niyet ve düşüncelerle yola çıkılmalı hem murad-ı ilâhîye uygun hareket edilmeli hem de akıl ve mantık sonuna kadar kullanılmalıdır.
Bir başka önemli nokta da şudur: Ortaya koyduğunuz güzel işlerin benimsenmesi veya en azından bu işlere ilişilmemesi için meselelerinizi bir dünya meselesi hâline getirmelisiniz. Öyle ki dünya üzerinde hegemonya kurmak isteyen, çatışmadan beslenen veya kin ve nefretlerinin kurbanı olmuş bir kısım zalim ve mütecavizler size engel olmak istediğinde, sizi başkaları savunmalı, “Hayır, bunlara ilişmeyiniz, bunlar insanlık adına çok güzel işler peşinde koşuyorlar.” demelidir. Siz, bir taraftan insanlığın sulh ve selameti adına dur durak bilmeden koşturmalı; diğer yandan da ortaya koyduğunuz güzelliklerin heba edilmemesi adına bütün sebeplere riayet etmelisiniz.