İçeriğe geç

Evet, tembelliğin ve uyuşukluğun, durağanlığın ve humûdetin ne insana ne de topluma faydası vardır. İnsanların ne yapıp edip bu gibi olumsuz sıfatlardan sıyrılmaları gerekir. Samimiyet, heyecan, dert, ızdırap ise övgüye layık özelliklerdir. Ne var ki doğru adımlar atabilme adına tek başına bunlar da yeterli olmaz. Bunların yanı sıra insan, mutlaka aktif sabrı kendine ilke edinmeli; yeri geldiğinde, hoşa gitmeyen bazı hâdiseleri hazmetmesini bilmeli, sinesini geniş tutmalı, plânlı ve programlı hareket etmeli, vakit gerektiren işleri gerçekleştirmede acele etmemelidir.

Kısacası mü’min, denge insanı olmalı ve her zaman ölçülü hareket etmelidir. Yoksa İslâm’ın ve insanlığın kaderi ile alâkalı büyük meselelerde yapılacak yanlışlıklar, hukukullaha öyle bir tecavüz olur ki, âhirette onun vebalini tartacak kantar yoktur.

Vicdanı Engin Sabır Kahramanları

İnsanla meşgul oluyor, ahlâk ve faziletin toplumda boy atıp yeşermesini istiyor, hak ve adalet peşinde koşuyor, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münkeri kendinize vazife biliyorsanız, bütün bunların kolay olmadığını ve bunların toplumda kabul görmesinin belli bir zaman istediğini baştan hesaba katmak zorundasınız. Vahiyle desteklenen ve fetanet-i uzma sahibi olan Allah Resûlü’nün (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm), Cahiliye insanının elinden tutup onları evc-i kemalât-ı insaniyeye (insanlığın en yüksek noktasına) ulaştırması bile yirmi üç senesini almıştır. O, bu hususta da ümmetine rehberlik yapmış ve tekvinî emirlere uygun hareket etmenin ehemmiyetini göstermiştir. Eğer O, her şeyi harikulâdeler kuşağında götürseydi biz kimi örnek alacaktık? O, bizlere potansiyel insanın nasıl hakiki insanlığa ulaşacağını, bunun için ne tür sıkıntılara katlanılması gerektiğini ve bunun adım adım nasıl gerçekleştirileceğini göstermiştir.

141