İçeriğe geç

Alışkanlıklar, lüks ve fanteziler, farklı görünme çabasıyla kendini ifade etme mülâhazaları, insanları Kur’ân’ın ruhuna aykırı bir kısım marjinal görüşlere sevk edebilir. Keza modern dünyanın dayattığı hayat tarzını değiştirilemez görme, aslından uzaklaşan bir kısım uygulamaları yeniden yörüngesine oturtmanın mümkün olmadığını düşünme veya terkedilmiş bir kısım değerleri yeniden topluma benimsetmenin artık imkânsız olduğu kanaatini taşıma da kayma ve savrulmaların diğer gerekçeleri olarak görülebilir. Böyle bir düşüncenin altında hem Allah’ın inayet ve riayetine gerektiği gibi inanmama hem de sahip olunan değerlere ve inanılan hakikatlere yeterince güvenmeme gibi sebepler vardır. Oysaki bu konuda Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) örnekliği bize yeter. Zira O, her türlü zulüm ve vahşetin kol gezdiği Cahiliye toplumundan akıl ve kalbleri terbiye edecek bir ümmet yetiştirmiş, cahil ve görgüsüz insanları medeniyet muallimliğine yükseltmişti.

Eğer problemlerin sadece kendi ceht ve çabamızla çözüleceğini zannediyor, yeni bir ba’sü ba’de’l-mevte giden yolu kendi güç ve iktidarımızla sınırlı görüyorsak büyük bir yanılgı içindeyiz demektir. Bize düşen, vazifemizi yapıp şe’n-i rububiyetin gereğine karışmamaktır. Biz, kendi sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra hakikatin gücüne dayanmalı, Allah’ın ekstradan inayetlerine inanmalıyız. Kâinattaki baş döndürücü tasarruf ve icraatlarıyla kuvvet ve kudretini ortaya koyan Cenab-ı Hak, bizim minik gayretlerimize de bereket lütfedecek, yetersiz kaldığımız yerlerde elimizden tutacaktır. Bu açıdan kendi acziyet ve zafiyetimize bakarak hakikatlerle oynamamalı, modern hayata ayak uyduracağız diye sahip olduğumuz değerlerden uzaklaşmamalıyız. Kur’ân’ın gücüne inanmalı, ona itimat etmeli ve yüz yüze geldiğimiz problemlere çözüm bulma zannıyla onun hükümlerini tahrif etmemeliyiz.

4