Dünya semasının ne demek olduğunu da, Cenab-ı Hakk’ın buraya nüzul buyurmasının mahiyet ve keyfiyetini de bilemiyoruz. Bunu galaksilerde, Samanyolu’nda, Herkül burcunda veya uzayın daha başka derinliklerinde aramaya çalışmak, fizikî dünyanın darlıkları içinde bocalamak demektir. Çünkü varlık, bilinen üç veya dört buutlu mekânla sınırlı değildir. Belki de bu, bizim bilebileceğimiz bir mekândan ziyade mele-i âlânın sakinlerinin muttali olabileceği bir ufuktur veya Cenab-ı Hakk’ın farklı bir buutta tecellisinden ibarettir. İnsanlar da kendi çaba ve gayretlerine göre bundan istifade ederler. Bunlar bizim idrak sınırlarımızı aşan meselelerdendir.
Bu gecede yüz rekât namaz kılmanın faziletinden bahseden rivayetler olsa da hadis uleması bunları sahih bulmaz. Fakat bir insanın, bu geceyi değerlendirme adına kalkıp yüz rekât namaz kılmasının bir mahzuru yoktur. Bilakis o, bunun sevabını alır. Yeter ki bunun dindeki yerini bilsin ve bunu dinin muhkem bir emri gibi başkalarına dayatmasın.
Özellikle kaza namazı bulunanlar veya geçmişte kıldıkları namazların eksik ve kusurlu olduğunu düşünenler, bu tür geceleri bir fırsat olarak görüp kaza namazı kılarak değerlendirebilirler. Eğer bir kişi, diğer mübarek geceleri de aynı şekilde değerlendirir, her birinde beşer günlük kaza namazı kılar ve bunu da âdet hâline getirirse, ömrü boyunca birkaç yıllık namazının kazasını yapmış, dolayısıyla bu zamana kadarki eksik ve gediği gidermiş olur.