İçeriğe geç

Bu itibarla insan, tercihini doğru yapmalı. O, salonları veya meydanları doldurmuş, pek çoğu itibarıyla da ne dediğinin farkında olmayan kalabalıkların “Seninle iftihar ediyoruz.” demelerindense, yerde ve gökteki bütün ruhanilerin, “Seninle iftihar ediyoruz.” demesini tercih etmelidir. Eğer tercihinizi uhrevî nimetler istikametinde kullanırsanız yani Allah’ı seçerseniz siz de O’nun tarafından “seçilmiş” olursunuz. Nitekim enbiya-i ızâm’a “Mustafeyne’l-Ahyâr” (seçilmiş hayırlı insanlar) denilmesinin sebebi, onların bu mevzuda isabetli bir tercihte bulunmalarından kaynaklanır. Burada seçim isabetli yapılmalıdır ki ahirette Cennet ve Cehennem’e gidecekler seçilirken doğru tarafta yer alabilelim.

Bir mü’minin kullukta derinleşme, i’lâ-i kelimetullah vazifesini deruhte etme, tevbe ve istiğfar kahramanı olma, Allah karşısında haşyetle gerilme, iç-dış bütünlüğünü yakalama, bütün başarıları Allah’tan bilme gibi hususlarda muvaffak olabilmesi kâmil bir imana sahip olmasına bağlıdır. Kur’ân, يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اٰمِنُوا“Ey iman edenler, iman edin.”38 buyurmak suretiyle mü’minlere sürekli imanlarını tazeleme ve imanda derinleşme yolunu gösteriyor. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de, جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ “İmanınızı yenileyiniz…”39 sözleriyle aynı hususa dikkat çekiyor.

108