Bütün bu hususların her biri kulluğun ayrı bir derinliğini oluşturur. Eğer insan bu hususlarda kendisine düşeni yaparsa, Allah’ın izni ve inayetiyle zirveleri ihraz eder. Bunların birinde kusur eden kimsenin ise takılıp yollarda kalma tehlikesi vardır.
Sırat Burada Geçilir!
Görüldüğü üzere kulluk, mü’minlere yüklenen mükellefiyetler açısından çok kolay gibi görünse de esasında çok ince bir çizgidir. Farklı bir tabirle kulluk, bir yandan şehrâhta yürümek kadar kolay fakat diğer yandan sıratı geçmek kadar da zordur.
Meseleyi kolay zanneden ve basit ele alanlar da inayet-i ilâhiye ile kurtulabilirler. Bu sebeple meseleyi başkalarına arz ederken ümit kırıcı olmamak gerekir. Eğer birilerinin Allah’la irtibatı pamuk ipliği ile sağlanıyorsa bunu da koparmamaya dikkat etmeliyiz. Bilemeyiz, belki bir gün rahmet-i ilâhiye bu pamuk ipliğini kopmaz bir halat (urve-i vüskâ) hâline getirebilir. Yani baştaki böyle zayıf bir irtibat, zamanla güçlenerek insanı cisim ve bedenin kulluğundan kurtarır da kemâlât-ı insaniye zirvelerine çıkarabilir.
Fakat insan kendisine bakarken böyle bakmamalıdır. O, kopabilecek zayıf bir pamuk ipliğine mi yoksa sağlam bir halata mı tutunduğunu sık sık gözden geçirmelidir. Belki her gün birkaç defa tutunduğu ipin kendisini taşıyıp taşıyamayacağını, onunla köprüleri geçip geçemeyeceğini, menzile ulaşıp ulaşamayacağını kontrol etmelidir. O, bütün haramlara karşı kararlı bir tavır alsa ve dinin bütün emirlerine sımsıkı sarılsa da kendisi adına sürekli endişe taşımalıdır.