İçeriğe geç

Öte yandan, başkalarının yanında sevdiğimiz insanlar hakkında hüsnüzanlarımızı ve hüsn-ü şehadetlerimizi ifade etmemiz de çok önemlidir. Mesela biz, “Filan arkadaş çok samimi ve yürekten bir insandır. Onun i’lâ-i kelimetullah davasında çok önemli bir ses olduğunu düşünüyorum.” dediğimizde, bahsettiğimiz kişinin takdir edilmesi ve sevilmesi gereken bir insan olduğunu göstermiş oluruz. Hakkı olan bir şeyi söyledikten ve işin içine yalan katmadıktan sonra bunları dile getirmede bir mahzur yoktur! Mahzur olması bir tarafa, bunlar, gönülleri birbirine bağlayacak ve kalblerdeki sevgiyi ziyadeleştirecek yollardır.

Eğer arkadaşlarımız ciddi bir fedakârlık ve adanmışlık duygusuyla dünyanın dört bir yanına açılıyor ve oralarda gürül gürül hizmet ediyorlarsa biz bunu niye söylemeyelim ki! Bilakis söylemeliyiz. Zira bu sayede bu güzel insanları başkalarına da tanıtmış ve sevdirmiş oluruz. Hem yerin kulağı vardır. Bizim birileri hakkındaki bu tür takdir ifadelerimiz, bilemediğimiz bir frekansla onların da kulağına gidebilir ve onlarla aramızdaki muhabbeti artırabilir.

Evet, şayet bir insan inandığı bir davaya gönül vermiş, başını bir eşiğe koymuş ve otuz-kırk sene boyunca da başını bu eşikten kaldırmamışsa, bu baş öpülür. Böyle bir vefa ve sadakat çok önemlidir; takdir edilmesi ve başkalarına da anlatılması gereken büyük bir fazilettir. Dolayısıyla bize düşen vazife, bir taraftan böyle bir başı meleklerin de öpmesi adına Allah’a dua etmek, diğer yandan da ona hak ettiği değeri vermektir.

147