İçeriğe geç

Aynı şekilde bir mü’min, “büyük” olarak gördüğü kişilere karşı sevgi ve alâkasını ifade ederken de çok dikkatli olmalıdır. Ona karşı saygı, muhabbet ve minnettarlığı ne ölçüde derin olursa olsun, zihninde onu nereye koyarsa koysun; başkalarının yanında ondan bahsederken çok dikkatli olmalı, asla mübalağalı ifadelere girmemelidir. Ona, “gavs”, “kutup” gibi makamlar vermek suretiyle başkalarını haset ve rekabet hissine sevk etmemelidir. Zira herkes kendi pir-i muganına, şem-i tâbânına saygı gösterir ve onu terakkinin basamaklarından birine yerleştirir. Şayet siz birisini onun yanında yükselttikçe yükseltirseniz, onu rekabete sokar ve “Hayır, bizimki daha büyük.” dedirtirsiniz. Yanınızda bunları söylemese bile arkanızdan gıybet etmesine sebep olursunuz. Dolayısıyla bu tavrınızla onu günaha sokarsınız. Bu sebepledir ki yolunu takip ettiğiniz insanlara fevkalâde payeler vermek yerine, onlara vefayı ve onlarla beraber paylaştığınız davaya sadık olmayı esas kabul etmelisiniz.

60 Aclûnî, Keşfu’l-hafâ, 2/173.

61 Zâriyât sûresi, 51/56.

62 Bkz.: Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye s.181; Mektubat s.253-254 (Yirminci Mektup, Mukaddime).

63 Tirmizî, zühd 54; Ebû Dâvûd, edeb 122.

64 Buhârî, mezâlim 9; Müslim, zikr 88; Tirmizî, birr 50.

65 Tirmizî, birr 60; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 7/260; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 3/357.

66 Buhârî, şehâdât 16, edeb 54, 95; Müslim, zühd 65.

67 Bediüzzaman, Mektubat s.388 (Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas).

68 Bediüzzaman, Kastamonu Lahikası, s. 63 (Yirmi Yedinci Mektup’tan).

151