Böyle bir dünyada çok önemli bir hakikat olan muhabbeti yeniden ihya etmek, insanların bir kere daha el ele tutuşmasını sağlamak zannediyorum insanlığa sunulacak en büyük armağan olacaktır. Eğer siz, muhabbete talipseniz, vicdanlarınızı herkese açmalı ve bütün insanlığı bağrınıza basmalısınız. Topyekûn insanlık çapında bir uzlaşma ve anlaşmanın hâsıl olmasına çalışmalısınız. Fakat daha baştan bunun zaman alacağını kabul etmek gerekir. Bu, birden olmaz. Kronik problemlerin halledilmesi ve sökülüp atılması için sabırla, şefkatle ve temkinle uzun süre gayret etmek gerekir.
Aynı şekilde Allah’ın varlık ve birliğine inanma, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmeti olma, aynı hizmet felsefesine bağlanma gibi faktörler de çok önemli birer muhabbet vesilesidir. Mesela bir insan mü’min kardeşlerine bakarken şunları düşünebilir: “Bunlar, öbür âlemde benim arkadaşım olacak. Mahşerde, mizanda beraber bulunacağız. Sırat köprüsünü beraber geçeceğiz. Cennet’e beraber gireceğiz. Kim bilir, belki de orada benim elimden tutacaklar. Çok sıkıştığım bir yerde Allah’ın izniyle bana şefaat edecekler.” Bu gibi sebepler uhuvvet ve muhabbeti iktiza ettiği için, bunların üzerinde durulup düşünülmesi sevgiye vesile olacaktır.
Bir kişinin aynı kulvarda yol yürüdüğü ve aynı hizmet felsefesini paylaştığı insanlara bakarken, “Biz, el ele tuttuğumuz, vifak ve ittifakımızı muhafaza ettiğimiz takdirde Allah’ın izniyle pek çok müşkülü halledebiliriz. Birbirimize destek olmak suretiyle hedeflerimizi daha hızlı gerçekleştirebiliriz.” demesi ve kendisi için kardeşlerinin mevcudiyetini ihtiyacın da ötesinde âdeta bir zaruret gibi görmesi onu, arkadaşlarına daha çok bağlayacak ve aralarındaki sevgi bağlarını daha da güçlendirecektir.