4. Onlar, sa’ylerinin semeresini kendilerinden bilmez ve Allah’ın bir imtihan olarak onlara verdiği kıdemi ve kim bilir hangi mülâhazayla ortaya koydukları sa’y ü gayreti başkalarına karşı aslâ üstünlük vesilesi saymazlar. Halkın hüsnüzan ve teveccühlerine bel bağlamaz ve bedel arayışına girmezler. Sevilip sayılmalarını bir iptilâ kabul ederek, Allah’ın kendilerine olan lütuflarını etraflarına karşı minnet ve eza vesilesi görüp, Hakk’ın ihsanlarını halka karşı sebeb-i istibdat yapmazlar.
Hâsılı, tevazu, hulukullah sarayının cümle kapısı olduğu gibi, Hakk’a ve halka yakın olmanın da en birinci vesilesidir. Gül toprakta biter. İnsan semalarda değil, yerde üremiştir. Mü’min, secde unvanıyla başı ile ayakları aynı noktada birleşince Allah’a en yakın olur.29 Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallallâhu aleyhi ve sellem) yapılan gökler davetiyesinin başında, O’nun tevazu ve mahviyetinin remzi olan عَبْدُهُ30 kelime-i mübeccelesi yazılmıştır.
Dipnotlar
- 29 Bkz.: Müslim, salât 215; Ebû Dâvûd, salât 148; Nesâî, tatbîk 78.
- 30 “O’nun (Cenâb-ı Hakk’ın) kulu” (İsrâ sûresi, 17/1)