İçeriğe geç
16. Bölüm

Vera

Lügat ve kamuslarda; “uygunsuz, yakışıksız ve gereksiz şeylerden sakınma, haram ve yasaklara karşı da, titiz davranma, tetikte olma.. veya memnu şeylere girme endişesiyle, bütün şüpheli hususlara karşı kapanma” mânâsına hamledilmiştir. Bu, دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلٰى مَا لَا يَرِيبُكَ“Sana kuşku vereni bırak, şüphesiz olana geç.”1 İslâmî prensibine ve; اَلْحَلَالُ بَيِّنٌ وَالْحَرَامُ بَيِّنٌ2 hadisinde anlatılan gerçeğe belli mutabakat noktalarında bir misliyet görünümü arz eder.

Sofîlerden bazıları vera’ı; yakînin sıhhati, davranışların istikameti ve Cenâb-ı Hak’la münasebetlerde de âlî himmet ve temkinli olma şeklinde yorumlamışlardır.

Bir ehl-i dil onu, “Göz açıp-kapayıncaya kadar olsun Hak’tan gafil olmamak..” bir diğeri, “Hayatın her lahzasında, O’ndan başka her şeye kapalı kalmak..” daha bir başkası ise, “Hâliyle veya diliyle hak yolcusunun dünya ve ehl-i dünyaya tezellül ve tenezzülde bulunmayıp, bütün varlığı ve kendini aşması” şeklinde tarif etmişlerdir ki:

تَوَرَّعْ عَنْ سُـؤَالِ الْخَلْقِ طُرًّا…..وَسَلْ رَبًّا كَرِيمًا ذَا هِبَاتٍ
وَدَعْ زَهْرَاتِ الدُّنْيَا كَاللَّوَاتِي…..تَرَاهَـا لَا مَحَالَةَ ذَاهِبَاتٍ

“Zinhâr halka dilencilik etmekten sakın! Ve istediğini sadece keremi çok engin Rabbinden iste! Bir gün mutlaka geldiği gibi gidecek olan dünyanın ziynet ve debdebesini bırak!” sözleri bu mülâhazayı çok güzel ifade eder.

Vera’ı; hayat ve davranışlarını gerekli, lüzumlu ve ötelere uzanan şeylere kilitleyip, lüzumsuz, fâni ve zâil şeylerin gerçek konumlarını kavrama şuuruyla hareket etme şeklinde de yorumlayabiliriz ki; مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ yani “Kıvamında ve kendi iç güzellikleriyle yaşanan Müslümanlık, mâlâyâniyâta karşı kapalı olan Müslümanlıktır.”3 ölçüsü de bunu hatırlatıyor olsa gerek…

Pend-i Attar sahibi Attarca üslûbuyla bu düşünceye hoş ve enfes bir ses katar:

75