Bu itibarla, “Akıl-nakil çatıştığında, aklı nakle tercih ederiz.” sözü tevazudan nasipsiz, sözün gerçek mahmilini bilmeyen bencillerin lakırdısı olduğu gibi, “Re’y ve kıyas nassların önünde gelir.” düşüncesi bir inhiraf ve Sünnet yolunun dışındaki zevkler, keşifler, kerametler de birer istidracdır.
2. Ve yine onlar, tebliğle tanıyıp, temsil ile, en küçük farklı alternatiflere bile geçit verilmemesi lâzım geldiğine inanarak, Hz. Şâri’in beyanının dışında her şeye karşı kapanır; zevk ve idraklerine açılan farklı mülâhazaları da:
“Nice sağlam ve kusursuz sözleri ayıplayanlar vardır ki, kabahat onların sakat idraklerindedir.”27 sözüyle karşılar ve kendi yetersizlikleriyle yorumlarlar.
3. Yine onlar, Kitap ve Sünnet’e muhalif yollarla kurtuluşa erilemeyeceğinin idraki içindedirler. En büyük güç kaynaklarını da Allah’a kullukta ararlar. Zaten, Allah’a kul olanın başkasına kulluk yapması mümkün olmadığı gibi, başkalarına kulluk zilletinden kurtulamayanların da, O’na sağlam bir kul olmaları düşünülemez. Hz. Bediüzzaman bir yerde mealen ne hoş söyler: “Ey insan! Kur’ân’ın desâtirindendir ki, Cenâb-ı Hakk’ın mâsivâsından hiçbir şeyi, ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem, sen kendini hiçbir şeyden, tekebbür edecek derecede büyük tutma. Çünkü mahlukat mâbudiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlukiyet nisbetinde de birdirler.”28
Dipnotlar
- 27 İbn Kays, Kıra’d-dayf 1/258; el-Bâkıllânî, İ‘câzü’l-Kur’ân 1/300.
- 28 Bediüzzaman, Lem’alar s.142 (On Yedinci Lem’a, İkinci Nota).