kere geldikten sonra bir daha camiden ayağını kesmesine fırsat vermemektir.Bize gelmiş, kapımıza dayanmış bu kimseler, belki bizi bir merdiven, bir asansör gibi kullanıp hakikate yükseleceklerdi. Söz, beyan, tavır, davranış, hâl ve temsilimizi bir yönüyle rehber yaparak ulaşmaları gerekli olan yere ulaşacaklardı. Ama gördükleri, duydukları şeylerle, tavır ve davranışlarımızla onları ürkütüp, korkutarak dinden uzaklaştırdık, nefret ettirdik. Oysaki bize düşen vazife tebşirdi (müjdelemek), tenfir (nefret ettirmek) değil! Özellikle yolun başındaki bir kimseye meseleyi kolay ve yaşanabilir göstermezseniz onu ürkütür, kaçırırsınız. Elden geldiğince meseleyi şahıslara göre izah edip, zorlaştırmamak, yaşanabilirlik esprisi içinde götürmek gerekir. İnsanlara en güzel hakikatleri bile anlatacak, onları Cennet’e götüren roketlere, peyklere, uçaklara bile bindirecek olsanız yine de bu işi makuliyet ve yumuşaklık içinde yapmalısınız. Yoksa sizden kaçarlar ve neticede dinden uzaklaşmış olurlar. Dolayısıyla da dalalete düşer, gayyalara yuvarlanırlar.Nasıl olduysa sertlik ve huşunet kültürümüzün bir parçası olmuş. Kur’ân kurslarında, mektep ve medreselerde şiddet ve dayak yer etmiş. Eli sopalı hoca figürü normal hâle gelmiş. Yanında uzunca bir sopa olmazsa sanki hocalığı eksik kalacak zannedilmiş. Fakat yediği dayaktan ötürü camiden kaçan, Kur’ân’dan soğuyan, dinle arasına mesafe koyan insanların sayısı hiç de az değildir. Şahsen ben, tabiatım itibarıyla şiddet ve hiddetten çok rahatsız olur, böyle bir muameleyle karşılaşacak olsam o gün dersime çalışmazdım. Aslında çoğu insan böyledir. Kimse ekşi surat görmeyi, hakarete uğramayı, şiddete maruz kalmayı istemez. Bu tür sertlikler insanları kaçırır. Fakat ne acıdır ki “Sopa Cennet’ten çıkmıştır.” diyerek bir de dayağı kutsallaştırmışız. Ne işi var sopanın Cennet’te! Sopa Cennet’in semtine bile uğramamıştır. Cennet’te sevgi vardır, kucaklama vardır, af ve merhamet vardır. Allah, Cennet’te insanların içlerindeki her tür gıllugışı , kin ve nefreti, tasa ve hüznü silip atacaktır. Dolayısıyla bütün bunlar