üzere,72 ayrı bir şaşkınlık ve hayret daha yaşarız. Ektiğimiz tohumlar öyle rüşeymler oluşturur, öyle başağa yürür, öyle güçlü dal budak salar, öyle semereler verir ki tohumu toprağa saçan bile böyle bir tablo karşısında kendinden geçer, hayretten hayrete girer. Kalbindeki inanma istidadını kaybetmiş, insanlık adına faydalı olan bütün güzel faaliyetlere karşı içinde cibillî düşmanlık hisleri taşıyan nankör ve zalimler ise böyle bir manzara karşısında gayzlarından çatlayacak hâle gelir. Bütün çabalarına rağmen meydana gelen güzelliklerin önünü alamadıkları için hafakanlar geçirirler.Bizler, geleceğin dünyasında herkese kucak açmak, insanlar arasında diyalog köprüleri kurmak, paylaşma duygusunu her yere hâkim kılmak, bir sulh ve hoşgörü atmosferi tesis etmek istiyoruz. İstiyoruz ama şunu da unutmuyoruz: Bunlar, güçlü ordularla, büyük organizasyonlarla başarılacak işler değildir. Bunları gerçekleştirecek olan Allah’tır. Öte yandan hepimiz sıradan insanlarız. Hiçbir iddiamız yok. En büyük kredimiz, Allah’a karşı aczimizin, fakrımızın farkında olmamız. Bizler inanıyoruz ki, Allah bazen büyüklüğünü gösterme adına çok küçük şeylerden çok büyük neticeler çıkarır. Bunun tabiî hâdiselerde olduğu gibi sosyal hayatta da sayısız örnekleri vardır. Koskocaman kâinatları küçücük partiküllerden yaratan, zayıf ve yumuşak köklere sert kayaları parçalatan Allah, bazen küçük bir insanın yaptığı işi dünyaya mâl eder. Aynen öyle de bir bakarsınız, bizim minnacık gayret ve himmetlerimizden baş döndürücü güzellikler meydana getirmiş.
Kendini Nazara Verme Marazı
Bir kere daha hatırlatalım ki bütün bunlar, Cenab-ı Hakk’ın sevkiyle olan şeylerdir. Dolayısıyla bunları Mün’im-i Hakiki’den gelen nimetler olarak görmeli, nail olunan bu nimetleri birer ikram-ı ilahî olarak değerlendirmeli ve meseleye sevk-i ilahî na-
Dipnotlar
- Fetih Sûresi, 48/29.